Emre Özpeynirci yazdı! OYAK'ta, FETÖ gölgesi!

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) ekonomik anlamda güçlenmek için bugün 51 milyar liralık varlığa, yılda 24 milyar liraya yaklaşan ciroya, 3.5 milyar doları aşan ihracata sahip OYAK’a sızdığı ancak yönetimi ele geçiremediği ortaya çıktı. Eğer OYAK Grubu FETÖ tarafından ele geçirilebilseydi, darbe girişimine uluslararası ölçekte bir mali yapıyla gireceklerdi.
Bu haber 1364 kere okunmuş.30 Ağustos 2016, Salı - 08:01

15 Temmuz darbe girişimi tüm Türkiye’yi derinden etkilediği gibi ülkenin en büyük sanayi gruplarından biri olan Ordu Yardımlaşma Kurumu’nu (OYAK) da sarstı.  Çünkü o gece yaşanan büyük ihanetin baş aktörlerinden biri olan Genelkurmay Personel Plan Yönetim Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç, aynı zamanda OYAK’ın Yönetim Kurulu’nda yer alan 4 asker üyeden birisiydi. Partigöç’ün 2015 yılında Genel Kurmay Başkanlığı tarafından bu büyük kurumun yönetimine atanması ve ardından yaşanan darbe girişimi, Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) OYAK’a sızmak istediği gerçeğini ortaya koydu.

KARARGAH SORUMLUSU
‘Harekat Yıldırım’ adlı darbe planında imzası bulunan ve cuntacıların ‘Genelkurmay Karargah Sorumlusu’ olarak görevlendirdiği Mehmet Partigöçün Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın rehin alınıp Akıncılar Üssü’ne götürüldüğü dakikalarda YAŞ üyesi Akın Öztürk’ü arayıp “Komutanı aldık, siz de Akıncılar’a geçin” dediği deliller ve ifadelerle ortaya kondu. FETÖ’cü kalkışmanın baş sorumlularından olan ve ihaneti tanık ifadeleriyle de gözler önüne serilen Partigöç, geçen yılın Mayıs ayında, OYAK Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 2015-2018 döneminde OYAK yönetiminde yer alması için Partigöç’ü aday gösteren de dönemin Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Necdet Özel. Bu da OYAK Dergisi’ndeki genel kurul tutanağında belirtiliyor. Dergide, “Genelkurmay Başkanınca Yönetim Kurulu adayı olarak gösterilen” ifadesi yer alıyor.

DİRENEN ASKERLER
OYAK’ın 2016 yılı Yönetim Kurulu’nda yer alan asker üyelerden sadece Partigöç FETÖ üyesi olarak tutuklanırken diğer komutanlar ise darbeye direnenlerden oluştu.* Bunlardan biri Kara Kuvvetleri Personel Dairesi Başkanı Tümgeneral Ömer Şevki Gençtürk. 15 Temmuz gecesi Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ile birlikte rehin alınıp derdest edilen Gençtürk, başarılı bir operasyonla 16 Temmuz’da kurtarıldı. Gençtürk, darbeye direnenler ve terör örgütü ile mücadele edenler arasında yer aldı.

Darbe mağdurlarından olan Gençtürk, 28 Temmuz’da gerçekleşen Yüksek Askeri Şura’dan sonra (YAŞ) Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevine getirildi.  * Diğer bir OYAK Yönetim Kurulu Üyesi ise Deniz Kuvvetleri Personel Dairesi Başkanı Tümamiral Macit Arslan. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası İzmir’de başka bir davadan dolayı önce gözaltına alınan Macit Arslan,  ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Arslan daha sonra YAŞ’ta emekliye sevk edildi. 

ESKİ ÜYE DE TUTUKLU
*Geriye doğru OYAK Yönetim Kurulu üyelerine baktığımızda da bir komutanın ismi darbe girişimi sonrası dikkat çekiyor. O da Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan. 2012-2014 yılları arasında OYAK Yönetim Kurulu Üyesi olan Demirarslan, darbe girişimi sonrası ‘Silahlı terör örgütü FETÖ üyesi olmak’, ‘ Türkiye Cumhuriyeti’nde silahlı isyan teşebbüsü’, ‘yasama organını engellemeye teşebbüs’, ‘Cumhurbaşkanına suikast’ suçlamalarıyla tutuklandı.  

YARDIM SANDIĞI DEV HOLDİNG OLDU
Şimdi bu bilgileri verdikten sonra sanayide Koç ve Sabancı Holding’le rekabet eden OYAK Grubuna bir bakalım. 1960 askeri darbesinden hemen sonra 1961’de kurulan OYAK aslında en basit anlamda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) görev yapan subay ve astsubayların üye oldukları bir yardım sandığı.

Bu yardım sandığı son 20 yılda hızlı bir şekilde büyüyerek, bugün 51 milyar liralık varlığa, yılda 23.5 milyar lirayı geçen ciroya ve 3.3 milyar doları aşan bir ihracata ulaşan dev bir holding haline geldi. Türkiye’de otomotiv, demir-çelik ve çimento Oyak Grubu’nun ağırlığı hatta hakimiyeti söz konusu. OYAK Grubu sahip olduğu sanayi kuruluşlarıyla Türk ekonomisinde ağırlığı olan son derece büyük bir güç.

Demir-çelik, otomotiv ve çimento alanında milyarlarca dolarlık yatırımları var. Fransız otomotiv devi Renaulr ile hem üretimde hem satışta dev ortaklık, Ereğli ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları ve çimento fabrikalarıyla ülke ekonomisine çok ciddi katkılar sağlayan bir gruptan bahsediyoruz.19 farklı ülkede faaliyeti olan bünyesindeki 87 şirkette toplam 30 binden fazla kişinin çalıştığı OYAK rakamlardan da anlaşılabileceği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri için basit bir yardım sandığından öte çok zengin, büyük, güçlü ve bereketli bir yapı. 

MAYISTAKİ DEPREM ANLAŞILAMAMIŞTI
FETÖ’nün en güçlü aktörlerinden Mehmet Partigöç’ün OYAK’ta yönetim kurulu üyesi olması FETÖ’nün OYAK’ta varlık gösterdiğine işaret ediyor. Kamuoyunda OYAK’taki gariplikler mayısta yaşanan yönetim depremi ile aslında kendini göstermişti. Ama darbe girişiminden önce yaşandığı için kimse bunu FETÖ yapılanmasına yormamıştı. Önce, 7 Mayıs’ta Yönetim kurulu Başkanı Necati Özbahadır, ki bu koltukta henüz bir yılını doldurmadan istifa etmiş, hemen ardından ise 12 Mayıs’ta kurumun 16 yıllık genel müdürü Coşkun Ulusoy’un beklenmeyen istifası gelmişti. O dönem Ulusoy ile birlikte genel müdür yardımcıları Nihat Karadağ, Dinç Kızıldemir, Hülya Atahan ve Ergun Okur da görevlerinden ayrılmışlardı. 15 Temmuz darbe girişi öncesinde yaşanan bu toplu istifaları kimse anlayamamış, bir çok gazete ve yazar bunu hükümetin OYAK’ı sivilleştirme operasyonu olarak değerlendirmişti. 

PERSONEL ALIMINDAKİ SERT KURALLARIN ETKİSİ
OYAK Grubu’na FETÖ’nün icracı yönetim kademesine sızamamasının temelinde aslında personel alım politikaları yatıyor. Bugün sadece TSK’dan zorunlu atamalarla 2-3 üst düzey FETÖ’cünün darbe girişimi sonrası Oyak Grubu’na sızdığı bu kişilerin de yönetimde söz sahibi olamaması nedeniyle başarılı olunamadığı anlaşıldı. Ama burda terör örgütünün grup şirketlerine sızamamasının temel sebebi, özellikle Coşkun Ulusoy ve ekibinin personel alımına yönelik koyduğu sert kurallar. Dışarıdan talimatla, istek ve aracıyla personel almayan OYAK yönetimi, alacağı tüm personeli çok büyük testlerden ve sınavlardan geçiriyor, en ince ayrıntısına kadar arıştırıyormuş. Bu yöntemi darbe girişimi öncesi pek anlayamayan ve eleştiren OYAK çalışanları, olayın boyutunu görünce ne kadar doğru bir politika olduğunu da anlamış.

HÜRRİYET