Otomotiv sektörü 14 Mayıs seçimlerini bekliyor. Biraz düşünceli biraz tedirgin. Sektör için kimin kazanacağından daha çok, seçimden sonra dövizin alacağı yol daha çok merak ediliyor. Çünkü o tarafta her şey dövize endeksli. Otomotiv sektörü bunu beklerken bir grup da yerli otomobilimiz TOGG’un akıbeti konusunda düşünceli. Malum, siyasi bir söylemle yola çıkılan TOGG bugün tüketicilerle buluşmak için gün sayıyor. Siparişlerin tesliminde küçük aksaklılar olsa da bu ay tüketicilere ulaşan araçları belki yollarda görebileceğiz. Belki diyorum çünkü genel söylenti araçların kullanımdan çok “yatırım” aracı olaral alındığı yönünde. Bu iki gelişmeyi de yaşayıp göreceğiz. Şimdi önce TOGG akıbetindeki olasılıkları, kapalı kapılar ardındaki konuşulanları belki de kaleme alarak ilk kez okurlarıyla buluşturalım. 
 
 
Eşi benzeri olamayan ortaklık modeli: 4’lü babayiğit
   
Türkiye’nin Otomobil Girişim Grubu kısaca TOGG, dünyada eşi benzeri olmayan bir ortaklık sistemiyle kuruldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerli otomobil için yola çıktığı “babayiğit” arayışına önce 5 sonra da birinin ayrılmasıyla 4 “babayiğit”  karşılık vermişti. Anadolu Grubu, BMC grubu, Zorlu Holding, Turkcell… Bu 4 babayiğit ortak şimdiye kadar 1.8 milyar Euro’luk bir yatırım yaptı. Bu tutarın 15 yılda 3,5 milyar Euro’yu bulacağı belirtiliyor. İşin ilginç yanlarından biri bu 4 babayiğit 15 yıl hiç temettü almayacaklar. İşin bu taraftaki ekonomik ve yatırım boyutunda her şeyi bilemiyoruz. Bunlar açıklanan bilgiler. Şimdi sorulara geçelim. Örneğin niye “ortak” değil de “babayiğit”. Yerli ve milli bir otomobili gerçekten son derece teknolojik sistemlerle yaparken ortaklık yapısı alaturka bir söylemle “babayiğit” sistemiyle oluşması normal geliyor mu? Ortak yanları olsa da; bu 4 babayiğit neden biranda yerli otomobil yapmak için kolları sıvasınlar?  Hadi sıvadılar diyelim neden böyle bir yatırımdan temettü yani kar payı almazlar? Devletle yakın işbirliği içinde olan bu 4 babayiğit bu işe kendi istekleriyle mi girdiler yoksa girmek zorunda mı bırakıldılar. Hiç biri “zarar edeceği işe girmeyecek kadar” akıllı olan 4 babayiğiti motive eden şey neydi?  Bu sorular ortalıklarda dolaşıyor da nedense kimse yüksek sesle dile getirmiyor, kimse yazmıyor.
Ben bu satırları, TOGG CEO’su Gürcan Karakaş ile konuşmuş, fabrikayı gezmiş, TOGG’u test pistinde kullanmış bir  gazeteci olarak yazarken “Sezarın hakkını sezara vermesem” olmaz. 4 Babayiğit hakkında ne kadar soru işareti varsa TOGG CEO’su Gürcan Karakaş birimimi ile bu işi başından bugüne kadar başarıyla getirmiş bir yönetici. Bu tarz sorularla karşılaştığında “Ben makine mühendisiyim. Benim işin siyaset değil” diyor. Bence bu projenin en doğru isimlerinin başında geliyor. İlk gün TOGG’u üretimden, satışa, konumlandırmadan, imajına kadar nasıl dizayn ettiyse o şekilde ilerliyor. Hala TOGG’a “otomobil” demiyor, “akıllı cihaz” diyor. Hala otomobil değil teknoloji fuarlarında gövde gösterisi yapıyor. Fabrika değil “Gemlik Kampüsü” onun için.  Projenin en doğru en net ismi kuşkusuz…


5’li çete ile 4 babayiğit aynı kavramda birleşir mi?

Ana Muhalefet Lideri Kemal Kılıçtaroğlu uzun bir süredir “5’li çete” diye tanımladığı kişi ve şirketlerden hesap soracağını seçim vaadi olarak dile getiriyor. Devletten en çok ihale alan 5 mütahhit firmaya verilenleri geri alacağı iddiasında. Peki aynı mantıkla bakılırsa bu “4 babayiğit”e de “gelin bakalım diyecek mi? Ne kadar para verdiniz, ne şartlarda ve vaadlerle bu işe girdiniz diyecek mi? Henüz meydanlarda bu tür bir söylemi yok. Madem işadamlarının siyasi olduğu düşünülen yatırımları masaya yatırılacak, o zaman TOGG da bu çemberin içinde değerlendirilmeyecek mi? Siyasi bir söylemle çıkılan yolda bir gün o eteklerdeki taşlar dökülmeyecek mi? Otomotiv sektörüyle ilgili olanlar şimdi kısık sesle de olsa bu olası durumu konuşuyorlar. Konuşulması da çok doğal… Olası bir iktidar değişikliğinde 4 babayiğitin akıbeti ne olur? “Bizden buraya kadar” derler mi? Ya da hesap kitap ortaya döküldüğünde başka senaryolar ortaya çıkar mı? Bu ve bunun gibi sorular uzayıp gidiyor. Siyasi bir söylem olarak başlayan, bu nedenle de her konuda olduğu gibi “araba” konusunda da kutuplaştığımız, TOGG’u övenin yandaş, eleştirenin muhalefet olarak  değerlendirildiği bir atmosferdeyiz. Bu zihniyetle yola çıkılınca insanın aklına birçok senaryo geliyor doğal olarak. Mutlaka ki, bu 4 babayiğit sermayelerini ve yatırımlarını sağlama alacak tüm enstrümanları düşünmüş ve ona göre hareket etmişlerdir. Hepsi kendi alanlarında en başarılı işadamları ve holdingleri. Ama yine de aklıllardaki soru şu: “Kılıçtaroğlu, 5’li çete dediği mütahhitlere uyguladığı tarifeyi 4’lü babayiğitlere de uygulayacak mı? AKP iktidarı öncesi de varolan, faaliyet gösteren 5’li çete diye anılan mütahhit kökenli işadamlarıyla, 4’lü babayiğit işadamlarının bu anlamda pek farklı yok gibi. Burada yaşanan, 20 yılı aşan bir iktidar süreciyle belirli işadamlarının sıkça gündeme gelmesi. Oysa bakıldığında Özal döneminde de, Demirel döneminde de diğer tüm iktidar dönemlerde de, iktidarlar işadamlarına, işadamları da iktidarlara dirsek mesafesinde olmuşlardır. Şimdi 5 mütahhitle de 4 babayiğitle de yaşananlar, geçmişte yaşananlardan pek farklı değil. Neyse TOGG’a dönersek… Olası bir iktidar değişikliğinde büyüteç altına alınacak 10 girişim arasında TOGG’u da görmemiz bizleri şaşırtmayacak.  Kişisel olarak TOGG’u yönetim ve teknolojik açısından başarılı bulsam da, işin bu siyasi yani herkes gibi beni de düşündürüyor.